navigation

Elden Çıkarmaktansa Kazanmak December 9 2007

Posté par Oyhan Hasan Bıldırki dans : Anayurt , trackback

      Söke-Akçakale hattı. Aradaki “girdi-çıktı”ları saymıyorum. Uzun, ince bir yola düştük. Gittik, gördük, döndük. Neşeyle başlayan yolculuk, ülkemin coğrafyasını “yerinde görerek” tanıdıkça, insanı düşündüren ve donduran bir hüzne dönüştü. Çok sesliliğin ortaya çıkardığı yeni hükümler, hem sarsıcı, hem şaşırtıcı.
      Kestirmeden söyleyeyim: Biz, üzerinde yaşadığımız toprağın değerini bilmiyoruz. Sanki yaşadığımız, bin bir ümitlerimizin bittiği, hatıralarımızın da üzerinde bizden izler taşıdığı toprağımızda kendimizi, “kiracı” gibi görüyoruz. Kiracı, üzerinde konakladığı “mekân”a nasıl bakıyorsa,  vatan topraklarına bizim bakışımız da öyle. Sanki vatanımızda “el gibi” yaşamak zorundaymışızcasına davranışlar içindeyiz.
      İşte hüznümün “sebeb”i, bu!
      Söke Ziraat Odası’nın düzenlediği “GAP Gezisi”ne, gazetem adına ben katıldım. Bu geziye benimle birlikte Kanal 6, Maraton TV ve AYTV ile Didim Paragraf, Söke Ekspres ve Ticaret Gazetesi’nin seçkin temsilcileri de katılmışlardı. Hele hele aramızda Adnan Menderes Üniversitesi Söke Meslek Yüksek Okulu Müdürü Profesör Akgün Aydeniz’in bulunuşu, hepimiz için büyük bir şanstı. Zira değerli hocam, GAP’a olduğu kadar, yöre topraklarına döktüğü “alın teri”nin yanına, “ilmini” de katmıştı. O, bölge topraklarının şiirini çok iyi yakalayabilen, ilmini yapan “nadir değer”lerimizden biridir. Alın terinin kök salıp, meyveye durduğu, altında şimdi “piknik” de yapılan, Türkiye’nin ilk sun’i ormanlarını birlikte, yerinde gördük. “Keltepe”lerin vatanlaşmasının sırrını çözdük.
      Güzel ve anlamlı bir rastlantı. Nizip-Akçakent’te, “İstiklâl Savaşı” gazilerimizden Abdullah Dede, mola verdiğimiz kısa zaman aralığında karşımıza çıkıverdi. Söke-Kuşadası dedikçe gözleri parlıyor, “yetmiş küsur yıl öncesinin hatıra”larını, yeniden yaşıyordu. Savaş zamanı, Söke ve Kuşadası’nda askerlik yapmış. Kuşadası’ndan, karşıdaki adalara sürüp çıkardıkları Yunan askerlerinden ikisini, unutamıyor. Komutanı, bu ikisini, sırf hainlikleri yüzünden “elden çıkarması için” kendisine teslim etmiştir. “İşlem zamanı”, ikiliden biri cüzdanından çıkardığı fotoğrafa hasretle bakınca, Abdullah Dede onu, karşıya postalamış. Ama ikincisinde “lastik” bulunca, acımamış, işte bunu elden çıkarmış. “Ah Söke, ah!” diye özlemini bizimle gideren, “Siz orada bizim incir dediğimize yemiş, lastik dediğimize de uçkur dersiniz!” diyen sevimli Abdullah Dede’yi, herhalde unutamam.
      Çünkü onlar, bizim; üzerinde el gibi yaşadığımız topraklarımızı “vatan”laştıran kahramanlardır. Biri kılıçla, diğeri kalemle, vatanımızın hamuruna “maya” çalmışlardır.
      Bu maya, tutmuştur.
      Bazılarımızın değerini bilmediklerinden, bazılarımızın da “katıksız hainlik”lerinden, elden çıkarmakta yarıştığımız topraklarımızı, yeniden değerlendirip kazanmalı, vatanlaştırmalıyız.
      Yapılacak iş, bilgisizi bilgilendirmek, haini de “karşıya göndermek”tir.
      Sonuçlandırılan gezinin bende yarattığı ilk “darbe” budur.
      Gerisini, başka yazılarımda anlatacağım.

      Oyhan Hasan BILDIRKİ 

Comments»

pas encore de commentaires

Leave a Reply

l'Algérie au quotidien |
AGENCE ROYALISTE D'INFORMATION |
Sahraouis libres |
Unblog.fr | Créer un blog | Annuaire | Signaler un abus | St Maximin la Ste Baume que...
| inspecteurjjc
| SAINT DENIS D'AVENIR