navigation

Yazarını Bekleyen Topraklar December 10 2007

Posté par Oyhan Hasan Bıldırki dans : Anayurt , trackback

     Okuyanlar bilir. “Drina köprüsü”yle İvo Andriç Yugoslavya’yı, “Gulag” dizileriyle Soljenitsin, “Durgun Akardı Don”uyla Şolohof, “Gün Uzar Yüz Yıl Olur”uruyla  Cengiz Aymatov Rusya’yı, “Baragan’ın Dikenleri”yle de Panait İstrati Romanya’yı, daha doğru bir deyimle, üzerinde yaşadıkları toprağın vatanlaştırılmasının destanın yazmakla tanıtmışlardır. Onlar, yaşadıkları ülkelerdeki “değişim süreci”ni yakalamakla kalmamışlar, sonradan solup silinecek fotoğrafların yerine, bu olayı yazarak anlatmışlardır. Bana kalırsa, iyi de yapmışlardır. Sovyet döneminin ıstırabını, toprak işlenirken çekilen acıları, değişen coğrafyanın hikâyesini, ancak onların sayesinde anlayabiliyorsunuz. Herhalde dününü, bu eserlerden tanıyan bölgenin insanı, üzerinde yaşadığı toprağın değerini çok daha iyi kavramaktadır. Bu yüzden onlar, ülkelerine bizden daha çok bağlılar.
     Boynu bükük ama geleceğe umutla bakan, kendisine yaklaşana gülümseyen GAP’ı gördüm. Dün, sık sık “Doğu, doğu!” diye bağıranların sustuğunu da biliyorum. Aslında susar gibi görünen dünkü bağıranlar, şimdi başka tezgâhların peşindeler. Bunu da görüp yaşıyoruz. Bu toprakları bizden koparma işine soyunmuşlar, örüp karıştırmaya devam ediyorlar. Beride biz, kös dinliyoruz.
     Hoş, çiçeği burnunda Kültür Bakanımız; popçu, baleci, aryacı takımıyla doğu ve güneydoğuyu fethe çıkmış, kültürümüzü taşıyorlar. Projenin bedeli olarak da, “on iki milyar” liralık bütçe ayrılıyor. Yani elde para mevcut, yeter ki iş yapılsın, bölge, sanatçı akınını yaşasın. Bana göre fikir güzel, yol yanlış.
     Öyleyse doğru olan ve beklenen nedir?
     Bence, onca para, sonuçta sokağa atılacağına, Türkiye çapında bir duyuru sonunda, iyi plânlanmış bir programla yazar ve şairlerimiz çağrılabilirdi. Hiç olmazsa, durumu elveren on iki yazar ve şair, uzun zaman bölgede konaklamak kaydıyla, yazarını bekleyen toprakların hasretini dindirebilirdi.
     Vakit, henüz geç değil. Yazarlarımızı bu işe yüreklendirmeli, bölgedeki değişim sürecini yakalamalıyız. Ülkesini seven kalem sahibinin vuracağı darbeler, modern Türkiye’nin çağdaş romanı, hikâyesi ve şiiri olacaktır. Buna eminim. Yeter ki yazarlarımıza bu fırsat tanınsın. Böyle yapmazsak, yapılan işin büyüklüğünü, mânâsını, yarın kimseye anlatamazsınız. Yeşeren toprak, bacası tüten fabrika, gemlenen Fırat, sayılı mavi baraj gölleri, yazarını, şairini bulmazsa, Güneydoğu gerçeği fark edilemez, küçük hesaplarımızın arasında kaynar gider.
     Fakat yazarını bekleyen toprakları, beklediklerine kavuşturduğumuz gün, toprak vatanlaşır, kutsallaşır. Aydınlanan insanımız, eşkıyalığın her türlüsüne pabuç bırakmaz. Üzerinde yaşadığı toprağın hakkını verir.
     Yaparken göz ardı ettiğimiz geleneksel eksikliğimizi bir tarafa bırakıp, “bereket ambarlarımızın destanı”nı, bu defa mutlaka yazdırmalıyız.
     Gecikirsek, tarih bizi affetmez(1)!
     5 Eylül 1995

      Oyhan Hasan BILDIRKİ

     (1) Kuşadası Halkın Sesi, 5 Eylül 1995 

Comments»

pas encore de commentaires

Leave a Reply

l'Algérie au quotidien |
AGENCE ROYALISTE D'INFORMATION |
Sahraouis libres |
Unblog.fr | Créer un blog | Annuaire | Signaler un abus | St Maximin la Ste Baume que...
| inspecteurjjc
| SAINT DENIS D'AVENIR