
İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa. anlaşırlar. İnsanlar, konuşa konuşa… Demek ki biz, milletçe, yedisinden yetmişimize, çobanından okumuşuna kadar, konuşmayı bilmiyoruz. Yaşadığımız bütün sıkıntıların temelinde yatan gerçek, bu. Anlaşmanın olmadığı yerde, işte görüyorsunuz; kaynaşma da olmuyor.
İttifak. Sözlüklere bakılırsa, ortak hedeflerde birleşmek, hedefin gerçekleştirilmesine kadar birlikte harekette anlaşmak demektir. Ayrılığın olduğu yerde, eğer beraber yaşamak isteniyorsa, sözleşme yapmak gerekir. Tabiî amaç, beraber yaşamayı sürdürmekse…
Yukarıya, bizi yönetenlere, yönetmeye talip olanlardan bazılarına bakıyorsunuz. İttifak, hak getire… Ortalık, toz-duman! Siyaset arenası karışık. Meydan okumanın semâya yükseldiği ülkemizde, ağız tadı yok. Ne birbirimize düşmanız, ne destek. Uyuşuk bir hâl içinde, geleceğimizi hiçbir nebze düşünmeden, amaçsız yaşayıp gidiyoruz. Altımızdan ülkemizi çekip alsalar, ya farkında olmayacağız, ya da işi, başkaları çözsün anlayışından hareketle, aldırmayacağız. Kötü bir noktada duruyoruz.
Bayrağımız, dilimiz değişirse ne yaparız? Hangi eli bayraklının, hangi yılan dillinin kölesi oluruz?.. Bunları gözardı etmiş, gidiyoruz. Gittiğimiz yolun ucu, karanlık, kapalı. Aşağıdakiler de, yukarıdakilerin peşine takılmış. Sevgisizlik aynası, bütün ufukları tutmuş. Adamsendecilik almış yürümüş. Bütün bunlara rağmen biz, başka tezgâhlardayız. Gümrük birliğinde bile, ortak bir noktada anlaşamıyoruz. Herkes başka yorumda, başka manâlandırmalarda. Keseri, nalıncı gibi hep kendimize yontuyoruz. Şimdiden zafer kazanmanın pozlarındayız. Bu tutum ne getirecek, ne götürecek? İşte bunun hesabını yapanlar, aşağıdakilere doğruları açıklayanlar, çok az. İttifak oyuncusu medya, bu konuda üzerine düşeni, maşallah hakkıyla yapıyor. Sayelerinde haber, yorumun üstüne çıkmış, çıkarılmış. Bir şey, yalnız ilgilisine değil, herkese sorulmak suretiyle haberleştiriliyor. Kötü olan, bu! Yukarıdakilerden biri, filan noktada göğe çıkarılırken, bir başkası, kelimesi kelimesine aynı tarifi yapsa da, değişen bir zaman kesitinde aşağılanıyor.. Medyanın hafifliği burada. Çanak-çömlek avındaki okuyucu, şaşkın. Zaten, hâlâ okuyucu kaldıysa, tabiî, bu ay, neyi avlayacaklarının peşinde olduklarından, ipin ucunu çekmişler, bırakıvermişler.
Neyse… Bu kara tabloyu değiştirmek lâzım. Yazdıklarım yüzünden haksız çıkmayı, yalanlanmayı o kadar çok istiyorum ki, anlatamam. Bütün kalbimle de, yaşadığımız zamanın beni yanlışa çıkarmasını diliyorum.
İttifakta, rahmet vardır. Bu güzel ülke için, bizim güzel insanlarımız için, hatta bu konuda övülmüş olan büyük milletimizin geleceği için yukarıdakiler, en kısa zamanda, eteklerindeki bütün taşları dökmeliler. İnce ayrıntılar arasında tıkanıp kalmak, onların felâketleri olacaktır. Kendileriyle birlikte, hasetler yüzünden bizleri de felâket denizinde boğacaklar.
Boğuluş, hayatın sonu demektir.
Hâlbuki biz, yaşamak istiyoruz.
Aksini düşünen varsa, ittifaktan vazgeçer. Yalnız, elin gâvuruyla da yaptıkları ittifaklardan vazgeçmek şartıyla.
8 Aralık 1995
Oyhan Hasan BILDIRKİ




0 commentaires à “"İttifak"”